Kuruluşumuzda 1996 yılından 2004 yılına kadar derlediğimiz anekdotlar...KİTAP OLARAK YAYINLANMIŞTIR. İSTEK HALİNDE MAVİ BİLYE'DEN TEMİN EDİLEBİLİR...

baş sayfa  

haberler

  yemeklerimiz  

afacanlar

   personel   velilerimizden   fotoğraflar   öğrencilerimiz    

 

Yağmur Nerede?

Bir gün Yağmur ile öğretmeni  bahçede sohbet ediyorlardı. Bu sırada hafif  hafif yağmur çiselemeye başladı.

Yagmur;

- Öğretmenim ne oluyor?

- Yağmur yağıyor bebeğim

- Peki öğretmenim yağmur yağıyor da ben neden buradayım?  

 

 

Yemek Hasta

Ulaş ile öğretmeni kahvaltı masasında sohbet ediyorlardı.

            - Öğretmenim ben bunu yemek istemiyorum çünkü ateşim var.

            - Biraz daha yersen tamam. O zaman masadan kalkabilirsin..

            - Öğretmenim ben eğer ondan biraz daha yersem yemeğim de ateşlenir.

  

Aile Muhabbeti

Bizim afacanlar, bazen kendilerini anne ve babalarının  yerlerine koyarak başlıyorlar kendi aralarında  konuşmaya:

    KÜBRA: Ay şekerim bu çocuk hep ağlıyor. Beni üzüyor. “Kızım şimdi alamam alamam” diyorum ama dinlemiyor.

    YONCA: Yaaa  sorma benimki de  öyle. “Yok dondurma alalım, yok toka alalım” diye beni sıkıp duruyor.

   TUTKUCAN: Babalar çocuklarına parası olunca her şeyi alırlar. Yoncaaaa  ben baba olayım mı?

    CANSU: Tutku nasıl baba olacan? Araban var mı? Sen öğretmen misin yani? ( Cansu’nun babası öğretmen)

 

 Körebe

Sabah kreşin ilk servisiyle gelen Dilanur, Adile ve Emre saklambaç oynamaya karar verdiler. Emre ebe oldu, gözler kapandı, Adile ve Dilanur kaçmaya başladı ama Emre sabah mahmurluğundan dolayı kızları çok yavaş kovalıyordu. Dilanur kenara çekilip;

- Ben oynamıyorum! diye bağırdı.

Adile sordu;

- Ama niyeee?

- Eeee baksana Adile, bu oyun akşama biter mi sence?

 

Haberler Kaçtı

Akşam servisinde Eryaman 2. Etap’a geç kalmıştık. Andaç sordu;

- Öğretmenim saat kaç?

- Yedi buçuk

- Öfff yine haberleri kaçırdık!

 

Kurt Abi

Oğuzhan ve Burakcan bir gün    öğretmen hikaye okurken kendi aralarında konuşuyorlardı.

Oğuzhan Burak ‘a  doğru dönerek;

- Kurt baba, kurt baba ne yapıyorsun? dedi, ama Oğuzhan bunu birkaç kez tekrarladı. Bundan sıkılmış olan Burak, Oğuzhan‘a doğru dönerek çok sinirli bir şekilde;

- Ben senin kurt baban değilim!! yanıtını verdi.

Bunun üzerine Oğuzhan kendinden emin bir şekilde;

- Tamaaam kurt babam değilsen kurt abim ol o zaman.

 

İnek

Afacanlar sınıfından Yağız ve Burakcan  faaliyet yapıp bir yandan da konuşuyorlardı.

Burakcan;

-Arkadaşlarımın hepsi çok güzel faaliyet yapıyorlar.

 Yağız;

- Evet çünkü onlar inek

Burakcan Yağız’ı tam öğretmenine söyleyecekti ki, Yağız;

- Sen de hep yanlış anlıyorsun ben öyle demek istemedim yani hayvan inek demedim çok çalışan inek demek istedim.

 

Öğretmen Nedir?

            BATUHAN: Çocuklara bakan, onlara şarkı söyleyendir.

            GAMZE: Okul için gelmiş, beni istemiş ve de beni öpüyormuş... O işte...

            BEYZA: Gizem öğretmen demek!

            AYBERK: (Alaylı bir şekilde öğretmene bakarak) Tabi ki siz!..

            SERCAN(1,5 yaşında): (Aşçımız Memnune Teyzeyi göstererek) Yemek, mama...

            İREM: Okutmak için, oyun oynatmak için, bir de sıkılınca bahçeye çıkartmak içindir.

 

Gelecekteki İkizlerimiz

Yonca;

- Öğretmenim biliyor musun benim ikiz kardeşim olacak.

-Senin annen hamile mi?

- Hayır şimdi değil, ben biraz daha büyüyünce olacak.

 

Bu İşi Anneler Yapar.

Hep beraber sınıfta oyuncaklarla oynarken, uğur böceğimiz Merve’nin elinde o çok sevdiği oyuncağı vardı. Alper bebeği Merve’nin elinden almak isteyince Merve;

- Sen oğlansın, baba ol, işe git. Ben anne olacağım, bebeğimin altını değiştireceğim..!

 

Ya Olursa?...

 Alican çok sinirli;

- Öğretmenim bana dokunma!..., Erkek kardeşime sinirlendim. (Alican’ın kardeşi yok)

  

Gerçek Sevgili

Eda;

- Burçak biliyor musun Osman Amca bana “sevgilim” dedi.

- Yalan yapma Eda, bi kere onun sevgilisi Alime Teyzem.!

 

Doğum Günü Telaşı

Akın;

- Alime teyze bugün annemi mutlaka bul, istersen akşama bize gel.

- Neden Akın, ne oldu?

- Görüşmeniz gerekecek, çünkü doğum günüm geldi.

 

Kreşimizde Ne Gibi Değişiklikler İstersin?

            AYKUT: Benim fikrimi sorarsan öğretmenim, Emine Teyze yemeklerimizi dışarıdaki pencereden uzatabilir.

            YONCA: Bence oyuncak falan ellemek yok. Benim, senin pantifin olayı yok!  Yırttı, koparttı yok. Yok, yok, yok....

 

Ayakkabı Bahane

Uyanmış kıyafetlerimizi giyiyorduk.  Mert uğraştı uğraştı, pantifini giyemedi. Bir an öğretmeniyle göz göze geldi;

- Ya öğretmenim!  Babam ne biçim ayakkabı getiriyor ben hiç giyemiyorum.

   

İsim Hatası

Yine sohbete daldığımız bir sıra, her zamanki gibi ailelerimizi çekiştiriyorduk.

Melih;

- Öğretmenim biliyor musun benim babamın adı ne?

-Tabi biliyorum Melih, babanın adı Ahmet.

- Hayır bilemedin. Babamın adı; “Kuş uçtu uçacak Ahmet..”

 

Acıtmadan Bi Kerecik..

Serviste  Gülşah ile Rüştü  kendi aralarında  şakalaşıyorlar,

- Rüştü, şimdi sen incen ya  ben seni öpiim mi?

-  Öpmee !!!

-  Bikerecik  öpecektim.

- Yanağım acıyor ama.

 

Sağlam Gerekçe

Alper  Emin Can ‘a  soruyor,

- Akşam oynadın mı?

-  Yoo hiç akşam  oyun oynanır mı?

-  Niye oynanmaz mı?

- Oynanmaz  tabi ki. Hava kararır.... kararır... kapkara oluverir. Yaa.

 

Çayı Yapan Köpeğe Bakar

Tutkucan  bir   sabah  heyecanla  Kübra ya   anlatıyor,

- Babam  bana  köpek  aldı .

- Yaa  hani  nere de? Kim bakıyor  ona? 

- Ben bakmıyorum ki, hani  çaycı var ya  o bakıyor ona.

- Babam da  bana alacak. Ama  bizim çaycımız  yok ki ,annem  yapıyor  çayları.

  

Kara Buluttan Ne Yağar?

Gülşah;

- Buse, bugün havaya baktın mı?

- Ne oldu ki?

- Bugün bulutlar kararmış ya, kar yağacak.

Tutku;

- Gülşah bulutlar  kararınca   kar mı  yağar, yağmur mu?

Buse;

- Nereden  bilsin canım bazen yağmur, bazen de kar yağar.

  

Bayramlık

Caner;

- Öğretmenim  ruj mu  sürdün? Ne güzel  olmuş.

Baran;

- Şimdi bayram ya onun için süslenmiş, annem de bayram da süsleniyor.

 

Radyonun İçi Islak..

Yağmurlu bir günde servisle evlere dağılırken bir yandan da radyo dinliyorduk. Radyodaki sipiker hava durumunun yağmurlu olduğundan söz ediyordu. Bir dışarı bakıp bir radyoya kulak kesilen Büşra;

- Aaaa! Bakın çocuklar orda da yağmur yağıyormuş!

- Nerede?

- Duymadınız mı? Radyonun içinde!

 

Pastaya Dayanıklı

Mert o gün kreşe yeni kıyafetlerini giyip gelince aynı yeşil pantolonu olan Görkem;

- Benimki daha güzel. Hem de pasta dökülünce kir tutmuyor!

 

Zor İş Pantolon Çıkartmak

Tutkucan   uyku  saatinde  üstünü  çıkarırken;

-Öğretmenim  artık bu  pantolon  canıma tak  etti, etek alsınlar bana!

 

Yaseminin Penceresi

Burak Erken  oyun  saatinde arkadaşlarına  soruyor;

-“Yasemin’ in  Penceresi“ni  izlediniz mi?

Derya Gökçe alaylı bir şekilde gülerek;

- Çok Ayıp! Hiç  pencere izlenir mi  Burak? Pencereden dışarı izlenir!”

 

Anlasana Artık

Bir  telaş, bir  heyecanla  yıl  sonu  gösterimize  hazırlanıyorduk.                           

Emin Can;

- Babam   gösteriye  gelirken  kırmızı  gül  getirecek.

Büşra;

- Niyeee  Emin Caaan?. 

- Hani  birisini  seviyorum  ya (Büşra’yı kastediyor),  ona   vereceğim. Anladın mı?

 

Önceden Alınan İzin

Oyun saatinde Aykut, Nilüfer öğretmeniyle konuşuyor;

- Öğretmenim, ben yirmisinin dördünde gelmiyorum biliyor  musun?

- Neden yirmisinin dördünde oğlum? 

- Çünkü annemle babam o zaman izin alacak ve köyümüze gidicez.

 

Uyku Sersemi

Uykudan yeni kalkan Gülşah, Dilara’nın elinde kendi tokasını görünce;

- Seni terbiyesiz Dilara, benim tokamla  napıyosun?

- ... (hık.. mık..) Sadece bakıyorum Gülşah...

 

Koşma, düşer!

Bahçede  Tutkucan ve Metehan oynuyorlar. Tutkucan, yeni sünnet olan Metehan’ın koştuğunu görünce;

- Metehan, çok koşuyorsun, sonra pipin acıyacak.!

 

Zaman Ne Çabuk Geçiyor

Çocuklarla   bir  Pazartesi   sabahı   sohbet   ediyorduk.

-Çocuklar  hafta  sonu  tatilinde  neler  yaptınız?

Kübra;

- Öğretmenim  babamın işi  çıktığı   için  gitmek zorunda  kaldı. Annem ile pazara   gittik.  Gelince  ben uyudum, uyandım.  Aaa!!  Bir de  baktım ki  yağmur yağmış, hava  kapkara  oluvermiş.

 

Tekniğine Uygun Değil

Serviste çocuklar konuşurlarken, deprem konusunda bir müddet konuşmayan Buğra, birden arkadaşlarına;

-Tabi ki yıkılır, evlerin içinden deniz kumları çıkıyor, bizim evler deniz kumundan yapılmadığı için yıkılmıyor.

 

Bakıcı Baba

Tutkucan ve Eray serviste konuşurken Tutkucan cebinden sanal oyuncak bebeğini çıkardı;

-Eray bak çok güzel oyuncak ama ben bunlardan çok öldürdüm.

- Demek ki iyi bakamıyorsun!

- Karnını doyuruyorum, suyunu veriyorum, tatlısını bile veriyorum. Daha ne yapabilirim!?

 - İyi de bunları neden sen yapıyorsun ?

- Onun anne ve babası işe gittiler kim baksın çocuğa?

  

Abi Olunca...

Yeni yeni tuvalet alışkanlığı kazanan Anılcan Mert Aslan’a “abi” diyor.

MERT: Anılcan sen abi olmadın mı, neden altına çiş yapıyorsun?

ANILCAN: Yaa ben altıma çiş yapmıyorum. Abi olucam, kreş arabamla gidicem.

GÜŞAH: Anılcan beni de götürecek misin?

ANILCAN: Altına çiş yapmazsan tabi götürürürm.

 

Bitmeyen Rüya

Afacanlar Sınıfı artık büyüdüğünden öğle uykusuna yatmıyorlar. Bir gün dinlendirici bir oyun oynamak üzere minderlere uzanmışlardı. Büşra oracıkta hemen uykuya dalıvardi. Bir süre sonra telaşla kalkıp sınıftan çıktı ve biraz sonra tekrar içeri girip:

- Bulamadım öğretmenim. Yok! dedi.

- Neyi bulamadın Büşra?

- Bilmiyorum ama bulamadım işte!... Deyip hepimizin kahkahaları arasında yeniden yatarak derin bir uykuya daldı.

  

Eve Gelme Bahanesi

Akşam olup evlere gitmeye hazırlanırken Büşra soruyor;

- Alime teyze bize geleceksiniz demi?

Mert;

- Alime teyze bize de gelin yaaa.

Büşra;

- Akıllım senin de deden ölsün size de gelirler.

 

Erkek Adam Maç İzler

Televizyon kanallarını karıştırıyorduk. Yemek tarifi veren bir kanala rastlayınca Ahmet atıldı:

- Öğretmenim burası kalsın.

Serdar;

- Sen kadın mısın bunları seyredeceksin?

Büşra;

- Sadece kadınlar mı seyreder?  Benim babam da görünce seyrediyor.

Tutkucan biraz şaşkın, el kol hareketleriyle;

- Olur mu öğle şey, erkek gibi maç seyretmek varken...

 

 

Kim Ütülesin Saçlarını?

Anılcan Aysun öğretmenle konuşuyor.

- Aaa Aysun ablam saçların kırışmış.

Eray reklam yapıyor;

- Öğretmenim sende Tutkucan’lara git. Orada ütülesinler.

Anılcan kızgın ve kıskanç;

- Yaaaa!  Annem ütüleyecek.

Eray önerisini güçlendiriyor;

- Akıllım Tutkucan’ın babası kuaför ama...

 

Takım Hazır!..

Afacanlar Sınıfından Serdar ve Baran konuşuyorlardı:

Serdar;

- Semra mı yoksa Zeynep ile mi evleneceğime bir türlü karar veremiyorum.

-  Sen de ikisiyle de evlen. Nasıl olsa birisini sonra boşarsın.

-  Ben on iki tane çocuk istiyorum. Ama onlara nasıl bakacağımı bilmiyorum.

- Ne yapacaksın on iki çocuğu çıldırdın mı?

- Ne yapabilirim ki! Tabii ki futbol takımı kuracam.

 

Ben mi? Sen mi?

Alime Teyze Mert’in kolundaki “ben”i gördü.

- Bu ne Mert.

- Ben.

 Daha sonra Alime Teyze kendi kolundaki “ben” i gösterdi;

- Peki bu ne?

Mert gayet bilmiş tavırla ve biliyor olmanın mutluluğla yanıtladı;

- O Ayşe anne.

Mert’in cevabı hep aynıydı. Kendi kolundaki “ben”, başkasının kolundaki “Ayşe anne” ydi.

Alime Teyze anlatmaya başladı:

- Bak Mert bunun adı “ben”. (başkabirini göstererek) bunun da adı “ben”. Şunun da adı “ben”.

Bu kadar açıklamadan sonra herhalde öğrenmiştir diye düşünüp sınav yapmaya kalktı ve Osman amcanın kolunda bir “ben”  bulup sordu;

- Bunun adı ne?

Mert kendinden çok emin:

- “Alime Teyze”...

Sonra pek çok “ben”ler gösterildi ama hiç faydası yoktu. Artık bütün benler “Alime Teyze” idi.

 

Gidenin Arkasından Ağlanır.

Tayfun abisi askerden dönen Tutkucan heyecanla anlatıyor

- Öğretmenim abim askerden geldi ama bu sefer kimse ağlamadı. Herkes ona sarılıp bol bol öptü.

Buğra;

- Ee.. tabi giderken ağlanır gelince ağlanmaz ki!

Sohbete katılan Baran:

- Öğretmenim benim babam her gün işe gidiyor ama annem onun arkasından hiç ağlamıyor?..

  

Televizyon Yıldızları

Yıl sonu gösterisinin kasetini izlerken Anılcan annesini gördü. Sevinerek herkese gösterdi. Ertesi gün serviste;

- Aziz dede, annem kreşin televizyonunda çıktı. Di mi öğretmenim?

- Başka kim vardı Anılcan.

- Annemin yavrusu da vardı

- O da kimmiş.

Anılcan büyük bir keyifle

- Ben...

 

Damat Adayı

Rüştü ve Öykü oynuyorlardı.

Rüştü;

- Hayatım gömleğimi yıkamadın m?

- Tabi yıkamadım on elim mi var Allah Allah!..

Ayşe;

- Rüştü sen daha küçüksün onun kocası olamazsın.

- Ama ben düğün olunca büyüyeceğim ya.

 

Güzel Paylaşım

Mert ile Anılcan araba yüzünden tartışıyorlardı:

Anılcan;

 - Yaa vermem, onu kreşe ben getirdim!...

(Araba kreşin oyuncağı)

Mert;

- Hayır Anılcan o Mavi Bilye’nin. Ben de oynarım.

- Hiç Mavi Bilye’nin olur mu Mert, tabi ki o ikimizin oyuncağı!.

 

Bir Yastıkta Kocayın

(Aralarından biri mutlaka bir nikah seyretmiş olmalı.)

Gelinimiz Berçin, damadımız Mert, nikah memuru Kansu, nikah şahidi ise Erman idi.

KANSU: Allah’ın emri Peygamberin kavli ile kıyıma geçiyoruz.

MERT: Kıymayacaksın be evlendireceksin.

ERMAN: Ben de evlenmelerine izin veriyorum.

KANSU: Hadi o zaman bazı olaylar çıkmadan nikahı kıyıyım. Evet şimdi imzalar lütfen.

BERÇİN: İnanmıyorum biz evlendik mi şimdi?!

 

Herkesin Ehliyeti Olsa  Ooooo....

Oyuncak gününde getirdiği arabasını kedili ve çiçekli halımızın üzerinde süren Baran oyuna kendini öyle kaptırmıştı ki kimin ne yaptığı, ne söylediği umurunda değildi. Bu durumu gören Kansu hemen atıldı.

- Arkadaş nasıl araba sürüyorsun. Bütün kedileri öldürdün ve bütün çiçekleri ezdin. Bunları yaptığın için sana nasıl ehliyet veriyorlar anlamıyorum. Ehliyetine el koyuyorum.

Kansu’nun çıkışına pek anlam veremeyen Rüştü;

- Ben de senin ehliyetine el koyuyorum. Çünkü sen de onları ayağınla eziyorsun.

Kansu bilmiş;

-Akıllım hiç yürüyenlerin ehliyeti olur mu? Olsaydı eğer dünyada neler olurdu biliyor musun?

-Ne olurdu yani.

- Ooooo neler olmazdı ki.... Boş ver.

 

Renk Renk Erkek Çeketi

Afacanlar sınıfı faaliyet yaparken bir taraftan da konuşuyorlardı. Baloncunun çeketini pembeye boyayan Dilanur’a Kansu soruyor;

- Hiç pembe erkek çeketi olur mu?

- Tabii olur neden olmasın. Çünkü bu baloncu baba.

- Ha!..ha... ha... O zaman sizin babanız pembe çeket mi giyip işe gidiyor.

Rüştü;

- Hayır canım erkek gibi siyah ceket giyiyor tabii.

Musa Cem;

- Ama benim babam asker olduğu için hep yeşil yeşil giyinip işe gidiyor.

 

Nede Olsa Gizli İş...

Yeni başlayan arkadaşımız Ulaş Derya öğretmenden bir türlü ayrılamıyor. Uyku saatinde uyumak için gözlerini kapatan Ulaş aniden gözlerini açtı ve Derya öğretmene sinirlenerek;

- Çabuk gözlerini kapa kızıyorum.

- Neden kapatayım.

- Burnumu karıştıracağım, sakın bakma!..

 

Suç Kimin

Bahçede oyun oynayıp salıncaklarda sallanıyorduk.

Aysun Öğretmen;

- Çocuklar dikkat edin çarpışmayın.

Merve Nur;

-  Ben zaten dikkat ediyorum öğretmenim.

Can;

- Yiğit, sen dikkat et, sallanırken düşebilirsin.

Yiğit;

- Ama ne yapayım? Ben sallanırken dikkat ediyorum da beni sallayan dikkat etmiyorsa suç benim mi?

 

“Yüzlek”

Bahçede hep beraber oynuyorduk. Serap Öğretmen Alkın’a sordu:

- Sen çok yakışıklısın Alkın, kime benziyorsun böyle?

- Aslında anneme benziyorum ama “yüz-lek” olarak babama benziyorum.

 

Sen misin Benim Yanıma Yatan!

Uyku saatinde Buğrahan’ın uyuması için yanına yatan öğretmenine sinirlenen Buğrahan kızgın bir ifadeyle;

- Neden benim yanıma yatıyorsun öğretmenim?

- Yiğit’in uyuyup uyumadığını gözetleyeceğim .

- Gözetleyecek başka bir yer bulamadın mı?

 

Afacanların krizi..

Sanmayın ki ekonomik kriz sadece Türkiye’yi ilgilendiriyor. Bizim afacanlar da bu konuya ilgisiz sayılmaz. Bu nedenle çocuklarımıza sorduk:

Ekonomik kriz nedir?

EMİNCAN   :Az paranın olması, annemin az oyuncak alması.

CAN               :Kriz demek, az para demek.

BUĞRAHAN: Para demek, annemizin işlerinin az olması demek.

CANSU            :Bilmiyorum onu öğretmedi annem.

MERT            :Para, haber dinlemek ve şarkı söylemek.

HÜSEYİN            :Paranın az olması ama babam bana kriz almadı.

BERÇİN         :Para harcamak ama çok değil.

İLKER            :Paradan başka bir şey bilmiyorum.

GÖKSU            :Gezmeye gitmemek, oradan da yani mağazadan kıyafet almamak.

YAĞMUR      :Bir şey değildir. Kapandığı için gidemedim. Çok üzüldüm uyuya kalmışım.

DUYGU SENA:Para demek. Başka bir şey bilmiyorum.

   EMİNCAN            :Yemek yedik. Babaannem geldi. Sonra bizi Aytaç Abimin bilgisayarına yolladılar. Televizyon izledik ve yattık.

GÖKSU            :Şekerler dağıttık, çikolatalar yedik. Evin her yerini süsledik. Sonra da annem ve ben çok çok oynadık.

CANSU            :Babamın arkadaşları geldi. Annem evimizi süslemiş, televizyon izledik ama oynayacağımız müzik çıkmadı. Sonra misafirlerimize “hoş geldin” dedik, sonra da onlara “güle güle” dedik.

 

 

Ters Tarafından Kalkmış

Mert ve Göksu faaliyet sırasında konuşuyorlar;

- Göksu hiç o renk göz olur mu?

- Çok bilmiş sende! Olur tabii!

- Tamam niye sinirleniyorsun sadece sordum.

- Tamam Mert. Çok fena bir çocuksun, “dur” derim durmazsın, “sus” derim susmazsın, sen nesin ya üüüüf!..

Bu laflar üzerine Mert konuştuğuna pişman olmuştu;

- Arkadaşlar sakın ama sakın Göksu’ya bir şey sormayın tamam mı?

   

Kurban Muhabbeti

Çocuklar bayram dönüşü kendi aralarında konuşuyorlardı.

BERÇİN         : Çocuklar biliyor musunuz biz kurban kesmedik.

Çünkü annem de ben de onları çok sevdiğimiz için onlara kıyamıyoruz.

BUĞRAHAN: Olsun. Biz de seviyoruz ama kestik. Hem de bizim koyunumuz babamla kavga edip onu yere düşürdü.

D.SENA         :Biz de bayramda kolonya verdik, şeker verdi. Her önümüze geleni öptük, bayramlaştık. Bir de dedem inekli möö kesti yaaa....

CAN            :Olsun ama çocuklar et yemeyi ben çok sevdim.

  

Paylaşılamayan Damat

Serbest zaman saatinde evcilik oynayan Batuhan, Şeyma, Edanur ve Alkın konuşuyorlardı.

Batuhan;

- Ben yakışıklıyım ya haydi onun için Şeyma ile benim düğünümü yapalım.

Şeyma;

- Hayır babam kızar, izin alalım öyle.

Edanur;

- Tamam canım sorun etme. Ben seninle evlenirim Batuhan.

Alkın;

- Haydi çocuklar ben de yardım edeyim de hemen evlenin. Olsun bitsin.

 

Kız Tavlama Sanatı

“Bir kızı beğendiğinizde ne yaparsınız?” diye yakışıklı afacanlara sorduk;

BUĞRAHAN :Ne yapmam ki öğretmenim.

BURAKCAN             :Onu pikniğe götürürüm mangal yakarım, ona süt alıp içiririm.

ERDEM                     :Ben zaten Duygu Sena’yı seviyorum. Onunla oyuncaklarımı   paylaşıyorum.

BATUHAN                :Ben kızları sevmem. Onlar hep ağlar.

ALKIN             :Erkekler kızlara çiçek verir,onları öper, onlara toka takarlar.

 

Karışık Renkler

İnceledikleri kitap hakkında yorum yapan afacanlar aralarında konuşuyorlar.

Gürkan;

- Arabaları gördün mü? Süperdi yaaa.

Yağız;

- Ne var canım? Çok abartıyorsunuz. Bende onlardan çooook...

Hüseyin;

- Eveeeet renkleri de çok güzeldi. Kırmızı ve koyu mavi.

Yağız;

- Koyu mavi diye bir şey yoktur, lacivert vardır.

Konuşanları uzaktan dinleyen Alkın birden söze karıştı ve eleştiren bir ses tonuyla.

- Demek ki anneniz size boş yere para ödüyor. Çünkü hiçbir şey bilmiyorsunuz. Lacivert ve koyu mavi ikisi de aynıdır akıllım!

 

Tembel

Afacanlar sınıfından Gamze’nin anne, Kadir’in de baba olduğu evcilik oyununda eve geç gelen Kadir’e Gamze sinirli bir şekilde sordu;

- Nere de kaldın Kadir?

Kadir cevap vermedi, sadece ağzını oynattı. Siniri geçmeyen Gamze;

- Sana söylüyorum duymadın mı?

- Üfff yaaa...! Duymuyor musun ? Yorulmayayım diye midemden konuşuyorum..

 

Zor İş Doğrusu

Ecesu ve Alkın oynadıkları kartlarla yorum yapıyorlardı.

Alkın;

- Bak çok değişik bir fil buldum!

- Üfff sen de afacan oldun ama fil ile değişik fili bile ayırt edemiyorsun.

- Biliyor musun ben onları ayırt etmek için ne kadar zorlandım, hatta bak nasıl terledim görmüyorsun galiba!.

 

Abla Lafı Dinle....

Sabah servise okul çantası ili binen Melike’yi gören Doğukan;

-Oooo Melike hanım büyüdünüzde okul çantası mı takıyorsunuz?

Lafın altında kalmayan Melike;

-Sen de çok yemek yeseydin kreşe poşetle gelmezdin okul çantası takardın.

 

Hangi Çizgi Film Kahramanı Olmak İsterdin?

ERDEM         : Casper olmak isterdim. İnsanlara iyi davranmak için.

HAZAL          : Bugs Bunny. Çünkü havuç yemeyi seviyorum.

BERKAY       : Süperman olurdum. Evi kaldırır veya uzaya giderdim.

ASLI               : Pamuk Prenses olmak isterdim. Çünkü öğretmenim bana hep pamuk prensesim diyor.

BEYZA         : Kül kedisi olmak istiyorum ama yerleri temizlemek istemiyorum.

ŞEYMA         : Her yeri gezip dolaşmak için Şeker Kız olmak isterim.

ANDAÇ         : Süper Fare olmak istiyorum. Herkese yardım eder ve uçarım.

ULAŞ             : Örümcek adam olmak isterim. Belki o zaman annem CD alır. 

 

Sadakat

Evcilik oynamak için rol dağılımı yapan çocuklarımızdan Alkın abi, Ufuk amca, Eda abla ve Andaç baba, Aslı ise anne oldu. Anne olduğunu sonradan öğrenen Aslı sinirli bir şekilde;

-Ben anne falan olmam sadece Artuğ baba olduğu zaman anne olabilirim. Yoksa Artuğ çok kızar.

 

Günlük Uyarmak Gerekli

Kreşimizin en yaramazlarından biri ( ismi bizde saklı, çünkü kendisi yaramaz olmayı kabullenemiyor.) o gün yine çok yaramazdı. Öğretmenlerinin bütün uyarılarına rağmen ele avuca sığmıyordu. Olacak gibi değil, nihayet Alime teyzeye söylendi. Alime teyze şöyle bir baktı ve,

- Hani söz vermiştin bir daha yaramazlık yapmayacaktın?

- Ama Alime teyze bu öğretmenlerim bana bu sabah yaramazlık yapmamam gerektiğini  hatırlatmadılar ki.

 

Layt Erkek

Banu öğretmen faaliyet için sınıfı hazırlıyordu.

Ayberk;

- Öğretmenim ben size yardımcı olayım, diye yanına koştu. Onu duyan Doğukan;

- Öğretmenim o sana yardımcı olamaz size ancak ben yardımcı olabilirim.

Öğretmeni şaşırarak sordu;

-Neden Ayberk yardımcı olamasın?

- Çünkü o benim gibi taş fırın erkeği değil o bir layt erkek.....

 

Kaşıkta Uçak Olmaz1

Öğretmeni Mislina'ya yemek yediriyordu;

- Aç kızım ağzını bak uçak geldi ağzına konacak..

Onları izleyen Ege:

- Yalan yapma öğretmenim kaşığın içinde uçak olmaz uçak havada gider..

 

Püff...

Şirinlerimizden Melike pazartesi günü geldiğinde hafta sonunda